Diyet Motivasyonu Vol 1

26 Aralık 2014 itibariyle yeni bir diyetisyene başladım, kontrollü ve sonradan çat diye geri almayacağım kilolarımdan kurtulmak için. En son orta okulda görmüş olabileceğim 60’lı kilolara inmek için aslında. Nasıl hissedeceğim hakkında en ufak bir fikrim yok. Mutlu olurum kesin ama daha çok zayıflamalıyım mı derim yoksa tamam süper oldum der egomu mu şişiririm bilmiyorum :)

İlk başta her zamanki gibi çok güzel gitti. Yılbaşı haftası bile 1 kilo verdim gerçi herkes kendini gece alkole vururken ben minimumda tuttum kendimi. Toplamda 3,5-4 kilo oldu aslında, aylardır gittiğimiz pilates dersleri de sonuç veriyordu. 72 kiloyum ama herkes beni daha zayıf zannediyor. Sıkılaşmak dediğimiz şey!

Ama geçen hafta 700 gr gibi bir şey verdim, üstelik en kötü diyet menümdü. Gerçekten çok zorlandım ve sonuçla yetinmedim. Yetinemedim. Baya mutsuzum yahu. Durum aynen şu şekil:

oh my god!

Diyetisyenim konuyu şöyle açıkladı: ‘Normal menülerde porsiyonların biraz kaçmış olmasının pek önemi olmuyor ama detoks menülerinde biraz kaçması detoks ve şok etkisini yok ediyor. Bu nedenle pek istediğimiz gibi olmadı ama iyi.’

Çocukluğumdan geldiğine inandığım inanılmaz bir çalışma – ödül bağlantım var zihnimde. Çok çalışıyorsam herhangi bir şey için, mutlaka sonucu iyi olmalı. Yoksa motivasyonumu kaybediyorum. Bu okul hayatımda da böyleydi, iş hayatımda da böyle hatta ilişkilerimde de. Sanırım bu nedenle yeni jenerasyon için ödül-ceza bağı öğretmeyin çocuklara deniyor. Bu yazdıklarımdan hala çocuk olduğumu düşünebilirsiniz ama

no no

Çok çaba sarfediyorsam sonuç almalıyım ben, aldığım sonucu da beğenmeliyim yoksa sıkıntı çıkıyor, çok çabuk demoralize oluyorum. Çok çalıştığım bir haftanın sonunda kendime güzel bir yemek ısmarlarım, çok yoğun bir günün ardından güzel bir sohbet ve güzel bir kahveyi hakkettiğime inanır ve kendime ödül veriririm, tatil planlarım en kötü alışveriş yaparım. İyi bir sporun ardından güzel bir kahvaltı yaparım. Hakkettim diye düşünürüm. Ama tabi bunları yerine getiremezsem de amanın! Korkarım hunharca hırçınlaşıyorum.

Kilo vermek böyle bir şey değil ama işte. Kendime gelmem Cumartesi gününden bugüne kadar sürdü. Diyetisyenimden izin de almıştım, gittim Ozi’yle pizza paylaştım ve şarap içtim. 1 kadehe izin vardı hop 2 oldu. Aramızda kalsın üzerine tiramisudan da bir kaşık kaçtı. Sonrası pişmanlık...Gerçi o gün gezerken 16 bin adım falan atmışız herhalde yakmışızdır.

Özetle zor geçen bir haftanın ardından ödülümü de vermiştim kendime devam edebilirdim ama olmadı yahu. Bir türlü kafamı toplayamadım.

Biliyorum zaten uzun bir süreç olacak, her hafta aynı performansla kilo veremeyeceğimi anlayacak kadar bilgim de var. Ama gel gelelim iş kafada bitiyor arkadaş.

Bütün hafta isteksizce uydum diyetime, bu Cumartesi sabahını atmaca gibi bekliyorum. İyi olacak, olmalı.

Sonraki haftalarda yine istekli ve heyecanlı bir şekilde diyetime uyup hafta sonunu iple çekeceğim, kilo vermeye devam edeceğim. Olacak!

Bu haftanın ödülü mü? Annemler İstanbul’da aylar aylar sonra, yağsız, otlu börek yapacak onu yiyeceğim…Evet ben glutenli mama yiyeceğim. Sonra da yoluma devam edeceğim, yol uzun napalım :))



Share this post

Instagram


Pinterest'te tatlidiyet.com adlı kullanıcının Düşük Kalorili panosunu takip edin.